Bir çocuk kitabı hayatın sırrını verebilir bazen... Mesela Çarpık Ev...
Gördüklerinizi nasıl yorumlarsınız? Neyi, nasıl görürsünüz?
Sonunu bilmediğiniz, ne olduğunu anlayamadığınız belirsiz bir olaya, oluşa, kişiye bakıp da kaç defa "çok güzel şeyler oluyor" diye düşündünüz?Yoksa sıradan insan zihnine yakışır şekilde belirsizlik güvensizlikle eşdeğer miydi?
Gökdelenler ve yüksek katlı apartmanlar arasına sıkışmış müstakil bir evi yani Çarpık Ev'i gözetleyen çocuklar gibi.. Onlar gördükleri belli belirsiz gölgeleri yorumlarken felaket senaryoları ardı ardına geliyor.. Ama hepsi de güvenliklerinin tehdit altında olduğu konusunda birleşiyorlar... Hepsinin korkusu "yok olmak"
Hani insanoğlunun bir gün uzaylılar tarafından ya da bir gök taşı tarafından yok edileceğini düşünmesi gibi...
Ama onları sıradanlıktan sıyıran şey korkularının üzerine gitmeleri oluyor.. Çarpık Ev'e çıkarma yapıyorlar boylarına bakmadan... Onlar korkularıyla yüzleştiklerinde bekledikleri felaketlerin yerini sımsıcak sürprizler alıyor...
"Hikayeler anlatırız" diyor kitabın yazarı Burcu Aktaş ilk romanı Çarpık Ev'de... Evet insan zihni hikayeler anlatır... Olaylar ve durumlar karşısında herkes kendine göre bir hikaye anlatır... Ama biraz daha yakından bakmaya cesaret edenler gölgelerin ardındaki gerçeği görür.. Orada hikayeler biter... Hakikat ve güzelliği başlar.. Kişiye göre değişmez.. Gerçek tektir, güzeldir.. İşte Çarpık Ev bunu anlatıyor... Ve Burcu Aktaş çocuklara karmaşık gelebilecek bu konuyu seçtiği; onlara bu inancı aşıladığı için alkışı; tüm bunları olabilecek en sade ve samimi şekilde aktardığı için de okunmayı fazlasıyla hakkediyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder