
Arap, İsrailli, Türk ve Rumlar vardı...
Saatlerce hatta günlerce bir masanın etrafında oturuyorlar ve hiç konuşmuyorlardı.. Kavga da etmiyorlardı, bir alıp veremedikleri yoktu birbirleriyle..
Yüzlerine baktığınızda duygudan eser bulamazdınız..
Mimiklerini asla hareket ettirmiyorlardı..
Düşman değillerdi... Ama dost da sayılmazlardı..
Aslında varlıklarının önemi yoktu, önemli olan ellerindeki kartlardı.. varlıklarının amacı kartları yönetmekti.. Çünkü onlar poker oynuyordu..
Elindeki kartları açık etmemek için mimiksiz geçen günler..
Onlar gülmek için oyunun sonunu bekliyorlardı...
KKTC.. Ortadoğu'nun en büyük poker turnuvaları bu adada dönüyor...
Kıbrıs...
Bu adanın neden ikiye ayrıldığını bir kaç saatin sonunda anlamak çok da güç değil..
Bölünmüş olmak, bütünden ayrı olmak ya da tanınmamak buradaki insaların ruhundan çıkıp ülke kaderine dönüşmüş olabilir..
Kişisel bölünmüşlük bir ülkenin kaderine dönüşebilir mesela..
Ya da kendini tanımamak da dönüşebilir bir ülkenin kaderine..
Ama çok da ihtiyaçları yoktu sanki, agresif, mutsuz ama memunlardı..
"Böyle iyi" der gibi..
Korunaklılardı sanki... Güvende...
Ada olmak zordur bir denizin ortasında,
hele de büyük ve güzel bir ada olmak daha da zordur...
Savunmasızsınız, korunmasızsınızdır... Tehditlere açık... Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya..
Belki de yokmuş gibi yapmak daha güvenlidir.. (Zira tarih, bu adanın gördüğü zulme şahit)
Burası için tanınmamak, bilinmemek, "zaten olmamak" güvende olmak demektir aslında..
Varlığın sorumluluğunu almaktansa, yokluğun hafifliğiyle daha güvendedir artık..
Ne demiştik, çok kaliteli poker turnuvaları dönüyor bu adada..
Bu adanın kuzeyini kumar tamamlıyor; kazanmak için "oynayan" insanların ruhlarıyla... Kazanmak için kaybetmeyi "göze alan" insanların ruhlarıyla tamamlıyor kendini..
Bu adanın kuzeyi gülmüyor, elini açık ederse kaybetmekten korkuyor..
Peki poker turnuvalarında neler oluyor? Cevabı bu yazıda...
http://w10.gazetevatan.com/bizimkahve/haberdetay.asp?hkat=1&hid=15169