13 Eylül 2011 Salı

Gugılım temiz, alnım ak...

"Tertemiz alnımı, kirli dudaklarına değdirmem" deyince "Sen kendi gugılına bak" dedi öteki de...

"Google Tanrısı..." Böyle demişti Avustralya'dan gelen spritüel bir amca..
"Hastalıklarınızın nedenini nerede arıyorsunuz? Doktora mı gidiyorsunuz, cevapları ondan mı bekliyorsunuz? Yoksa Google Tanrısı'na soranlardan mısınız?" demişti..
Sizin Google Tanrısıyla aranız nasıl?
Kendini Google'da arayanlardan mısınız?
Kendinizle ilgili düşüncelerinizi Google sonuçları mı belirliyor?
Şecereniz temiz mi Google'da?
Bu devirde Google'da şeceresi belli olmayana kız vermiyorlar..

Ha! Bir de OY vermiyorlar...

Hadi ben de diyeyim: "Bu ülkede mizah yapmak çok kolay"...
Zira şöyle konuşan siyasetçilerimiz var...
Pek hoş demiş:
"Google'a (bir tarafa) Kemal Kılıçdaroğlu diğer tarafa sayın Tayyip Erdoğan yazın bakın şecerelerinde ne çıkıyor, kim ne kadar temiz göreceksiniz.''
Diyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin..

Canım muhalefet... Bak nasıl eğlendiriyor, neşelendiriyor... Google'dan Tanrı olur mu bilmem ama bu muhaleffet adamı zorla iktidar yapar...
Hiç olmayacak adam, sayesinde iktidar olur vallahi..

Ciddiyete gelince: İnsan zeka kırıntısı arıyor, özgüven arıyor muhalefetin söylediklerinde...
Bulamıyor...
Google'a mı baksak?!

10 Eylül 2011 Cumartesi

Sakın gülme!!!

Arap, İsrailli, Türk ve Rumlar vardı...
Saatlerce hatta günlerce bir masanın etrafında oturuyorlar ve hiç konuşmuyorlardı.. Kavga da etmiyorlardı, bir alıp veremedikleri yoktu birbirleriyle..
Yüzlerine baktığınızda duygudan eser bulamazdınız..
Mimiklerini asla hareket ettirmiyorlardı..
Düşman değillerdi... Ama dost da sayılmazlardı..
Aslında varlıklarının önemi yoktu, önemli olan ellerindeki kartlardı.. varlıklarının amacı kartları yönetmekti.. Çünkü onlar poker oynuyordu..
Elindeki kartları açık etmemek için mimiksiz geçen günler..
Onlar gülmek için oyunun sonunu bekliyorlardı...
KKTC.. Ortadoğu'nun en büyük poker turnuvaları bu adada dönüyor...

Kıbrıs...
Bu adanın neden ikiye ayrıldığını bir kaç saatin sonunda anlamak çok da güç değil..
Bölünmüş olmak, bütünden ayrı olmak ya da tanınmamak buradaki insaların ruhundan çıkıp ülke kaderine dönüşmüş olabilir..
Kişisel bölünmüşlük bir ülkenin kaderine dönüşebilir mesela..
Ya da kendini tanımamak da dönüşebilir bir ülkenin kaderine..
Ama çok da ihtiyaçları yoktu sanki, agresif, mutsuz ama memunlardı..
"Böyle iyi" der gibi..
Korunaklılardı sanki... Güvende...

Ada olmak zordur bir denizin ortasında,
hele de büyük ve güzel bir ada olmak daha da zordur...
Savunmasızsınız, korunmasızsınızdır... Tehditlere açık... Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya..
Belki de yokmuş gibi yapmak daha güvenlidir.. (Zira tarih, bu adanın gördüğü zulme şahit)
Burası için tanınmamak, bilinmemek, "zaten olmamak" güvende olmak demektir aslında..
Varlığın sorumluluğunu almaktansa, yokluğun hafifliğiyle daha güvendedir artık..

Ne demiştik, çok kaliteli poker turnuvaları dönüyor bu adada..
Bu adanın kuzeyini kumar tamamlıyor;  kazanmak için "oynayan" insanların ruhlarıyla... Kazanmak için kaybetmeyi "göze alan" insanların ruhlarıyla tamamlıyor kendini..
Bu adanın kuzeyi gülmüyor, elini açık ederse kaybetmekten korkuyor..


Peki poker turnuvalarında neler oluyor? Cevabı bu yazıda...
http://w10.gazetevatan.com/bizimkahve/haberdetay.asp?hkat=1&hid=15169

4 Eylül 2011 Pazar

"Şaka gibiiiii" bir Türkiye gündemiyle karşınızdayız...


Şimdi biraz ciddiyet lütfen... ve şimdi haberler...
Son bir haftanın özetini veriyoruz...

Genç çift motorsiklet kazası geçirdi, kocası yerde yatan yaralı eşini öperek avuttu, varan biiiiiirrr.
Evli çift trafik kazası geçirdi; kocası ambulans beklerken karısını nasıl öptü? Azzzz sonraaa...
Yaralandığı için sedyeyle hastane götürülen kardeşini öpen adam, hemen şimdi...
Bunlar son iki gündür yaptığımız 3 haber...
Yaralıları öpen öpene... Yarasızken araları nasıldı onu da merak ettik ama o bilgi elimizde yok sayın seyirciler...Araştıramadık...

Şaka değil hepsi gerçek.. Son yılların en trajikomik haberinde şimdi sıra...
Bir kadın apartmanın önündeki köpeğe mama verir. O sırada komşusu gelir, hamiledir.. "Alıştırma bunları" der.. Kavga başlar. Kadınlardan birinin kocası gelir, kavgayı ayırmaya çalışır.. Diğer kadının kocası olayı camdan görür. Ekmek bıçağını kapar.. aşağı iner.. diğer adamı kalbinden bıçaklar.. bıçaklanan adam ne mi yapar.?. Kalbinden bıçağı çıkartır, o bıçakla  adamı bıçaklar.. Adamlar ölür, kadınlar ettiğiyle kalır; sen sağ ben selamet...
Şaka değil gerçek ama duuuur daha bitmedi sevgili seyirci..
Ne olur biliyor musun? Köpek de ölür.. Ecel işte, ya da stres.. Ya da bu kadar sevgisizliği kaldıramadı hayvancık...

Bir dumur haberinde sıra...
Yamaç paraşütü yapan genç çiftten, genç koca yere çakılıp öldü. Yer Fethiye Babadağ.. Yamaç paraşütü yapmayanı dövüyorlar burada..
Önce adam havalandı hemen ardından kadın.. son anlarını gördü, düşer gibiydi ne oluyor dedi yok birşey dediler...
Daha türkçesi adam can çekişirken kadını göklerde uçurdular.. Aman ne güzel manzara...

Güzel şeyler de oldu mutlaka... Onlar da haftaya...